Çöp Kamyonu Kanunu

 In Hikayeler

Günün birinde, hava limanına gitmek üzere bir taksiye atladım. Doğru şeritte yol alırken birden, siyah bir araba park ettiği yerden tam önümüze atladı. Taksi şoförü frenlere asıldı, taksi sağa sola savruldu ve diğer arabayı milimetrelerle sıyırdı. Diğer araç sürücüsü başını camdan çıkardı ve bize bağırıp çağırmaya başladı. Taksi şoförü ise sadece gülümsedi ve adama el salladı! Yani, gerçekten sakin ve dostane bir tavır takındı. Ben de dayanamadım ve sordum, “Neden böyle yaptın? Adam az kalsın arabanı mahvedip bizi de hastanelik ediyordu!” Sonrasında taksi şoförü bana, benim sonradan “Çöp Kamyonu Kanunu” adını koyduğum şeyi öğretti.

Açıklaması şöyleydi: “Çoğu insan çöp kamyonları gibidir. Etrafta tepelerine kadar çöple dolmuş bir şekilde gezinirler, her yerlerinden hüsran, öfke, hayal kırıklığı akar. Taşıdıkları çöpler biriktikçe bunları atacak bir yer ararlar ve bazen de senin üzerine atarlar. ASLA bunu kişisel olarak algılama. Sakince gülümse, onlara el salla, iyi dileklerini ilet ve rutin hayatına devam et. Onların çöplerini kendine yük edip sonra sen de iş yerindeki, evindeki ya da sokaktaki başka insanlara atmak zorunda kalma.”

Sözün özü, başarılı insanlar, günlerinin başkalarının çöp kamyonları tarafından ele geçirilmesine izin vermezler. Hayat güne pişmanlıklarla göz açmak için çok kısa, bu yüzden, “Sana iyi davranan insanları sev. Öyle olmayanlar içinse sadece dua et.”

Bir başka haklı deyişte olduğu gibi: “Hayatın onda biri yaptıkların, onda dokuzu ise yapılanları nasıl karşıladığındır!”